Re: NetPa'ci Abdullah Guclu iceride!
Deniz Akkus Kanca <[email protected]> Sat, 10 Jan 2004 10:50:47 +0200
| Newsgroups | gmane.mail.spam.anti-spam.turkish |
|---|---|
| Message-ID | <[email protected]> |
Cum 09 Oca 2004 18:31 tarihinde şunları yazmıştınız: > -----BEGIN PGP SIGNED MESSAGE----- > Hash: SHA1 > > Serhat bey selamlar, > > Tam olarak kisisel bilgilerin korunmasina ait duzenlemeyi nerde > bulabiliriz haberiniz varmi? veya haberi olan bir arkadas varmi. > > Bu isler Blacklistlerle her yerde hallediliyor ama biz niye > becerimiyoruz bunu anlamiyorum. Ben bunu arastirip listeye geri > donecegim. Bunu amerikada nasil yapiyorlar. > Sistem yöneticilerimiz bu konuda epey suçlu diyebilirim. Kullanılan yöntemler: 1. Direkt spam gönderen IP'lerin bulunduğu ve şikayet üzerine güncellenen kara listeler. Bunlar, yabancı spam'lerin durdurulmasında epey faydalı, fakat Türk spam'cileri buraya ancak yabancı adresleri rahatsız ettikleri ölçüde giriyor. 2. Güvenlik açıkları (Open relay/open proxy) IP'lerinin bulunduğu kara listeler. Geçmiş dönemlere nazaran bu konuda biraz daha iyileşme gözlemliyorum. Yani artık TTNET'in kendi posta sunucularını bu listelerdelerde görmüyoruz. :-). Ama geçmiş dönemlerde bu ciddi bir problem idi. Superonline ve TTNET'ten posta kabul etmiyor iseniz ne kadar kullanılabilir bir posta sistemi sahibi olursunuz? 3. Dinamik blok listeleri. Türkiye için kullanılamaz halde diyebilirim. İki problem var: Dinamik blokların önemli bir kısmı bu listelerde yok. Bir de, dinamik blokta olmaması gereken, örneğin ADSL veya Kablonet ile statik IP bağlantısı yapan şirketler de bu listelerde çıkabiliyor. Sorun, ISP tarafından statik IP olarak tahsis edilen bu IP'lerin dinamik blok olarak bildirilmiş/tespit edilmiş bloklardan gelmesi. İlgili RIPE reverse dns kayıtlarının olmaması vs. Dolayısıyla, çalışır bir posta sistemi için dinamik blok kara listelerini kullanamıyorsunuz. 4. Artık eskimiş bir yöntem olmakla beraber, gene de kullanılan bir yöntem, reverse DNS kaydı DNS kaydı ile eşleşmeyen adreslerden posta kabul etmemek. Bunu TR'de yapmaya kalkışırsanız 0 posta kabul edersiniz. Neredeyse hiç bir kurumun (ISP'ler dahil) doğru dürüst reverse DNS'i yoktur. 5. Razor, Pyzor, DCC gibi spam veritabanlarını kullanmak. Birileri raporlamış olacak ki, diğerlerine faydası olsun. Türk spam'leri için bu oran kullanılamaz/fayda etmez seviyede düşük. 6. Bütün bir bloğu/alan adını kendi karalistenize almak. Kullanıcı rahatlıkla ISP'sinin eposta adresini kullanıyor. Kullanmaya devam ettiğine göre de ISP bu konuda ya şikayet almıyor, ya şikayeti ciddiye almıyor. "Burada çok spamci var" şeklinde ISP'leri sınıflandırsanız, TR'nin en büyük ISP'lerinden posta kabul etmemeniz gerekir. 7. Spamassassin'in "heuristic" testleri. Bunun için kullanıcıların HTML posta, bol büyük harf kullanımı, bol ünlem kullanımı gibi şeylerin netiquette'e aykırı olduğunu bilmesi gerekir. Kullanıcı bilmiyor. Dolayısıyla bu testlere fazla güvenirseniz epey yanlış pozitif çıkıyor. Halbuki spamassassin'e ülkeye özel testler eklenmesi mümkün. Örneğin Polonyalıların eklediği, kendi sık rastlanan spam sözcüklerini arayan testler var. Sadece reverse DNS ve dinamik blok/statik blok ayrıştırılması doğru dürüst yapılsa dahi epey fayda eder. Maalesef sistem yöneticilerimiz bu kayıtlara vakit kaybı gözüyle bakıyor olsa gerek. ISP'ler arasında bir dinamik blok/statik blok kampanyası ve "reverse DNS'in var mı?" kampanyası faydalı olurdu. Buna rağmen bu sistemlerin hepsini, birer parça kullanarak hayata devam etmek mümkün. Esen kalın, Deniz