Paramız ne reye akıyo r?
agim recebi <[email protected]>
| Newsgroups | gmane.politics.region.albania.shqiperia,gmane.spam.detected |
|---|---|
| Message-ID | <[email protected]> |
Paramýz nereye akýyor?http://www.muslumanarnavutluk.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2732:paramz-nereye-akyor&catid=42:guerkan-bicen Sosyalist BlokÂ’un çözülmesine yol açan unsurlar arasýnda diðerleri ile birlikte KiliseÂ’nin payýný da teslim etmek gerekir. Bu, Balkanlar açýsýndan da böyledir. Vatikan, Avrupa kiliseleri ve Dünya Kiliseler Birliði Müslüman DünyaÂ’nýn unuttuðu bir dönemde Balkanlarý unutmamýþtý. Sosyalist rejimler istemese de, Balkan halklarý VatikanÂ’dan ve AvrupaÂ’dan yayým yapan radyolarýn sesine kulak vermekten imtina etmiyordu. Soðuk Savaþ’ýn ardýndan Avrupa ve Amerika resmi düzeyde laik kurumlarý dayatsa da, Kilise sosyolojik dönüþümü saðlayacak argümanlarý kullanmakta, Balkan Müslümanlarýný yüzlerce yýlda oluþan kimliklerine yabancýlaþtýrmak için yoðun bir çaba sarf etmektedir. Müslüman DünyaÂ’nýn dikkati ise ancak katliamlar, sürgünler ve nihayetinde oyunun bir parçasý olan “Müslüman halký kurtarma” operasyonlarý ile bölgeye çevrilmektedir. Kriz dönemlerinde canla baþla çalýþan resmi ve sivil kurumlarýmýz krizlerin ardýndan oluþan durumu kavramaktan aciz kalmýþlardýr. Türkiye örneðinde olduðu gibi, ülkenin Balkan politikasýna resmi ve sivil düzeyde yön veren insanlar modern toplumlarýn dönüþüm þekillerini idrakten uzak bir halde, modernizm öncesi kullanýlan yollarla Müslüman kimliði diriltebileceklerini, bu kimliði diðerleri arasýnda onurlu ve saðlam bir mevkie ulaþtýrabileceklerini düþünmektedirler. Aðýrlýklý olarak tarihi Osmanlý bölgesinde yapýlan bir kýsým çalýþmalarda öncelik verilen hususlar TürkiyeÂ’nin esasa deðil, füruya talip olduðunu göstermektedir. TürkiyeÂ’nin yoðun bir çalýþma içinde olduðunu ortaya koymak adýna konuþan Baþbakanlýk Kamu Diplomasisi Koordinatörü Ãbrahim Kalýn, TürkiyeÂ’nin son dokuz yýlda yurtdýþýna 5 milyar dolara yakýn yardýmda bulunduðunu ve bu paranýn önemli bir kýsmýnýn restorasyon çalýþmalarýna harcandýðýný söylüyor. KalýnÂ’a göre yapýlan bu çalýþmalarý bölge halklarý biliyor ancak Türk halký haberdar deðil. Baþbakanlýk hangi verilere dayanarak bölge halklarýnýn TürkiyeÂ’nin çalýþmalarýndan haberdar olduðu kanaatine ulaþtý bilemiyoruz. Bildiðimiz, Balkan coðrafyasýnda TürkiyeÂ’nin bir iletiþim, enformasyon ve medya aðýnýn olmadýðýdýr. Bölgede yayým yapan televizyon, radyo ve gazetelerin kahir ekseriyeti varlýklarýný, Türk ve Ãslam Dünyasý hakkýnda müspet bir haber vermemeye and içmiþ kiþilerin yönetimine ve Batý Dünyasýnýn ekonomik desteðine baðlamýþlardýr. Bu duruma iþaret eden Prof.Dr. Cemaluddin Latiç, Ayhan Demir ile yaptýðý röportajýnda Ãbrahim Kalýn’ýn gururla anlattýðý noktaya temas ediyor ve “Bazý Türk siyasetçileri, yardýmlaþma çalýþanlarý ve entelektüelleri beni hayal kýrýklýðýna uðrattý. Onlar, Bosna ve Boþnaklar için verdikleri sözleri unuttular. Bizim her devlet baþkanýmýz, Türk siyasetçilerinin verdikleri sözlerden oluþan uzun bir listeyi size sunabilir. Ancak buna gerek yok. Çünkü o sözlerden hiçbiri gerçekleþmedi ve gerçekleþmeyeceðini de artýk biliyoruz. Türk eliti bunu bize niye yapýyor? Bunu bir türlü anlayamýyorum. Müslüman Türk halký, Türk elitinin bizi rencide ettiðini biliyor mu acaba? Türkiye'deki elit tabaka bizi aþaðýlýyor. Türk hükümeti, Bosnalý Müslümanlar yerine Osmanlý taþlarýna para yatýrmayý tercih ediyor. Türkiye, Mostar Köprüsü için 2-3 milyon Euro harcamak yerine, yarým milyon sürgüne gönderilmiþ ve geri dönmüþ Boþnak Müslüman'ýn, hayata tutunmasýný saðlayabilirdi. Öyle zannediyorum ki, Müslüman Boþnaklarýn farklý þekilde yardýma ihtiyacý varken, daða taþa para harcamak onlara daha kolay geliyor. Ancak unutmasýnlar ki, Avrupa'nýn orta yerinde Müslüman ve Osmanlý kültürünün yaþamasýný istiyorlarsa önce insaný yaþatmalarý gerekir. Müslümansýz taþýn hiçbir anlamý yok. Belgrat ve Niþ'te olduðu gibi bir zaman sonra sahipsiz kalan her þey Sýrp ve Hýrvat vahþetinden nasibini alacaktýr.” diyordu. Balkan coðrafyasý gibi Batý’nýn tüm kurumlarýyla iþgal ettiði bir alanda çalýþma yapmanýn zorluðunu baþtan teslim etsek de, bu, yapýlan çalýþmalarýn mahiyetini sorgulamamýza da engel olmamalýdýr. Her þeyden evvel, kanunlarýn verdiði haklar çerçevesinde hareket edildiði halde bile Müslüman unsurun geliþimini saðlayacak imkânlarý seferber edebileceðimizi görmeliyiz. Bunun için bu yönde bir irademiz olup olmadýðýný sorgulayarak iþe baþlayabiliriz. Müslüman unsuru gözlerden uzak bir yerde tutma yönünde iþletilen bir politika ne Balkan Müslümanlarýna ne de onlarýn kardeþi ve hamisi olan Türkiyeli Müslümanlara bir fayda saðlamamaktadýr. Çalýþmalarýmýz Müslüman halklarýn kimlik bilincini yeniden inþaya ve onlarý görünür kýlmaya yönelmediði müddetçe Batý ekseninde hareket eden kiþiler Müslüman halklarýn sözcüsü olmaya devam edeceklerdir. Latiç, Türk Hükümetinin yürüdüðü yanlýþ yolu hükümet bülteni gazetelerde yazan hayalperest kalemlerin deðil, ancak Ãslam âlimlerinin düzeltebileceðine inanýyor ve onlardan, hükümetin yaptýðý büyük yanlýþlarý düzeltmelerini bekliyor.